zihinsel kilitlenme ve harekete geçmenin yolu
Cal Newport’un Slow Productivity kitabında dikkatimi çeken bir cümle oldu:
Once you get to the point where your regular work is getting done with minimum of thinking, you've hit that low-stress sweet spot where you can start turning your attention to the bigger things.
Türkçeye şöyle çevirebiliriz:
Günlük işlerinizi minimum düşünmeyle halledebildiğiniz noktaya geldiğinizde düşük stresli o ideal dengeye ulaşmışsınız demektir; artık dikkatinizi daha büyük ve daha önemli konulara yönlendirebilirsiniz.
Kitabı baştan sona okumadım, sadece hızlıca sayfalara göz gezdirdim. Bu tür çok sayıda kitap okuduğum için yeni bir tanesini elime aldığımda kitabın gerçekten farklı bir bakış açısı sunup sunmadığını kısa sürede anlayabiliyorum. Kitap iyi yapılandırılmışsa zaten ilk sayfalardan itibaren sizi içine çekiyor. Bu kitaptansa sadece yukarıdaki cümle dikkatimi çekti.
Bu cümle neden önemli?
Günümüzde bildirimlerle sürekli uyarılıyor, zihinsel olarak kesintisiz bir akışa maruz kalıyoruz. Her an, her yerden bir şeyler geliyor ve zihnimiz dolup taşıyor. Üstelik aklımıza bir şey takıldığında hemen bakabileceğimiz, her türlü bilgiye anında ulaşabileceğimiz, bizi ömrümüz boyunca eğlendirebilecek internet gibi cazip bir kaynak parmaklarımızın ucunda.
Bu kadar uyaran ve seçenek arasında bir şeylere odaklanmak zor. Zihnimiz sürekli meşgul ama bu meşguliyet üretkenliğe dönüşmüyor.
Belirsizlik + Çok Fazla Adım = Hareketsizlik
Birçok kişi bu durumu “tembellik” sanıyor. Oysa sorun tembellik değil; zihinsel yük ve karmaşa. Bir iş ne kadar çok düşünme, planlama ve karar gerektiriyorsa o işe başlama ihtimalimiz aslında o kadar az. Özellikle de detaylara takılan ve fazlaca düşünmeye eğilimli biriyseniz hareketsizlik daha da kronikleşebiliyor.
Bu durumun içinden çıkmak mümkün. Benim için işe yarayan üç temel adım var:
+ yazmak
Bazen neyin beni strese soktuğunu bile anlayamıyorum. Sadece kilitlendiğimi hissediyorum. Böyle anlarda elime bir kağıt ve kalem alıyorum. Aklımdan geçen her şeyi yazıyorum; düşünceler, duygular, yapılacaklar, endişeler… Bu basit eylem, zihnimdeki düğümü çözmeye başlıyor. Yazdıkça stresimin kaynağı netleşiyor. Belirsizlik somutlaşıyor ve kontrol edilebilir hale geliyor.
+ uyaranları azaltmak
Zihni sakinleştirmek için çevresel uyaranları azaltmak şart. Telefon, internet, müzik, insanlar, dağınık bir oda, eşya fazlalığı, şehrin gürültüsü… Bunlar fark etmeden zihinsel enerjimizi tüketiyor. Mümkün olduğunca sadeleşmek ve kendime alan açmak bana iyi geliyor. Bazen sadece sessizlik bile çözüm oluyor.
+ küçük adımlara bölmek
Harekete geçmeyi sağlayan son adım ise işi parçalara ayırmak. Devamlı kaçındığım bir işi ele alırken önce o işin aşamalarını tanımlıyorum. Sonra işi çok küçük adımlara bölüyorum. En küçük, en kolay adımı seçip onunla başlıyorum. Bu başlangıç, zincirleme bir etki yaratıyor. Stresim azalıyor ve işi yapmayı başarıyorum.